BİLİYOR SANDIM

BİLİYOR SANDIM

Hayâl âlemine dalınca birden,
Ruhumda kabaran coşkuya kandım.
Şafakta güneşin doğduğu yerden,
Şanlı Türk Ordusu geliyor sandım.

Nice zaferleri kazanan ordu,
Bize vatan yapmış bu güzel yurdu,
Özgürlük timsali yalnız bozkurdu,
Ufukta gördüm de gülüyor sandım.

Dün düşüme girdi Mohaç Meydanı,
At üstünde gördüm Yıldırım Han’ı,
Şehitler başında bekleyen canı,
Bize kırmızı gül yoluyor sandım.

Türk dünyası uykusundan uyanmış,
Tanrı Dağlarında meş’ale yanmış,
Dört asırdır beklenen an bu anmış,
Türklüğün çilesi doluyor sandım.

Yesi’de bağ olmuş ova, bayır, dağ;
Türk dili Türklüğü bağlayan bir bağ,
Ötüken içinde kurulmuş otağ,
Bugün hak yerini buluyor sandım.

Bugün olanları düşündüm bir de
Nerde şanlı geçmiş, bugünler nerde!
Türk’ten başka derman olan yok derde,
Bahçede fidanlar ölüyor sandım.

Karabudak, dolu almaz boş dolmaz;
Neden Türk milleti yurdunda gülmez,
Türk olmayan, Türk’ün kadrini bilmez!
Han, Türk’ün kadrini biliyor sandım.
31.07.2019 F.K.

EĞİTİM NE DEMEKTİR?

EĞİTİM NE DEMEKTİR?

Eğitim, başkalarını taklit etmek demek değildir!
Eğitim, öğrendiklerini davranış haline getirebilen birey yeriştirmektir!..
Atatürk, yüzde doksan üçü okuma yazma bilmeyen bir toplum ile kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni on yıl içinde fabrika işleten ve uçak üretebilen bir seviyeye yükseltmişti.
Bu başarı, hiç kuşkusuz DOĞRU EĞİTİM sayesinde sağlanmıştı…
İmam Hatip Liselerinin devlet kadrosuna memur yetiştiren birer okul haline getirildiği şu ortamda, Eğitimde kalite ve başarı bekleyemezsiniz!..
Türk çocukları, gelişmiş ülkelerdeki emsalleriyle Matematik ve Fen Bilgisi alanlarında kıyaslandığında PISA sonuçlarında en sonlarda kalıyor!..
Ben Türk çocuklarının gelişmiş ülkelerdeki emsallerinden zeka bakımından daha düşük olduklarına inanmıyorum!
Türkiye’de Eğitim Sisteminde var olan arızanın giderilmek istenmediğini düşünüyorum!..
Meselâ Azerbaycanlı öğrenciler bile Fen Bilimleri ve Matematik alanlarında Türkiye’deki emsallerinden çok ileri durumda!..
Ben bunu 1992 yılında okulumuza gelip burada Lise öğrenimi gören Azerbaycanlı öğrencilerde görmüştüm.
Türkiye’de Yabancı Dil öğretimi ile Fen Bilimleri öğretimi konusunda öğretim yöntemlerinde bir yanlışlık var!…
Bu yanlışlık düzeltilmeden Türk çocuklarının yeterli Yabancı Dil öğrenmesi de Fen Bilimlerini sevmesi de mümkün değildir!
Saksağan yavrusuna keklik gibi sekerek yürüme talimi yaptırmanın hiçbir faydası yoktur! Aksine, kendi yürüyüşünü de unutturursunuz!..
Eğitim sistemindeki iflah olmaz yanlışlardan kurtulmak için adım atılması gerekir!
Değilse daha çoook sınavlarda sıfır çeken öğrenciler yetiştiririz!!!
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!

KUT PINARI

KUT PINARI

Gece gündüz geçtiğim yolda bir pınar vardı,
O pınarın suyunda bin çeşit hüner vardı.
İnsanlar vardığında içerdi hoş suyundan,
Pınar hiç vazgeçmezdi, tatlı güzel huyundan.
Bereket olur da su oluğundan akardı,
Geçenler o pınara gıpta ile bakardı.
Varlığı sonsuz servet, tabiatı cömertti,
Pınardan su içenler dürüst, yiğit ve mertti.
Yıllar yılı o pınar su akıttı durmadan,
O pınarı bilenler, durmaz hayâl kurmadan.
Pek anlayan olmadı, sebil mi hayrat mıydı?
Yoksa vazgeçilmez bir sebeb-i hayat mıydı?
O pınar doldurmuştu ruhları, gönülleri;
Pınardan bir kez içen, olurdu gönül eri.
Şimdi o eşsiz pınar kurumuş, su vermiyor;
Eskiler uğramıyor, yeniler hiç görmüyor.

Suyu kesilmiş zahir, yok olmuş ihtişamı;
Bir kaç gönülde kalmış hatırası ve gamı.
Yanındaki çınara su veren cömert pınar,
Çınarla birlik olmuş, kötü kadere yanar.
Dünkü ihtişamıyla derdik, kusursuz pınar;
Bugün görüyoruz ki kimsesiz, susuz pınar!
Nereye gitmiş suyu, neden akmıyor neden?
Kim seni güzel pınar, suyundan mahrum eden?
Yıllar var ki suyuna hasret yaşıyoruz biz,
O pınardan hatıra, erdem taşıyoruz biz.
Suyundan kana kana içmekten bahtiyarız,
Düşmanlarına ağyâr, sana yürekten yârız.
Yürekteki ateşi küllendiriyor zaman,
O pınarın ateşi bugün gönülde yanan.
O pınar gönlümüzde yaşayacak sürekli,
Biz onun sayesinde olduk bir tunç yürekli.

Keşke demek bir işe yarasaydı derdim de
Suyu akmasa bile pınar benim derdimde.
O pınarın kaynağı Tanrı Dağından gelmiş,
O kaynaktan gelen su en sert kayayı delmiş.
Büyükler söylemişti o pınarın adını,
Adı, ”Ülkü Pınarı.” Biz de aldık tadını.
23.07.2019 F. KARATEPE

OSMANLI PADİŞAHI SULTAN İBRAHİM DELİ MİYDİ?..

OSMANLI PADİŞAHI SULTAN İBRAHİM DELİ MİYDİ?..

FİKRET KARATEPE’NİN KALEMİNDEN...

Tarih kitaplarında Deli İbrahim diye tanıtılan Sultan İbrahim, 4. Murat’ın küçük kardeşidir. Onun ölümünden sonra 1640 yılında Osmanlı Devletinin Padişahı oldu. 
İlk dört yıllık padişahlığı döneminde Kemankeş Kara Mustafa Paşa gibi bilge bir Sadrazam ile çalışmıştı. Bu dört yılda devlet işleri düzenli yürüdü…
Azak Kalesi Rus Kazaklarının elinden kurtarıldı. Girit’te Hanya Kalesi alındı…
Ne var ki Vatansever Sadrazam’ın düşmanları boş durmuyordu… Sultan İbrahim’i sadrazama karşı kışkırtan menfaat şebekesi başarılı oldu. Sadrazam azledilerek idam edildi. Devlet mührü, menfaat şebekesi elemanlarından Sultanzade Mehmet Paşa’ya teslim edildi. Son dört yılın sadrazamı da Sultanzade Mehmet Paşa idi!..
Sultan İbrahim bir gün Sadrazam Mehmet Paşa’ya şöyle dedi:
– Lalam Mustafa Paşa bazen bana itiraz eder, bu iş imkânsızdır, derdi. Senden hiç onun gibi bir söz duymadım. Bütün sözlerinin emre sadakat kaidesi üzerine kurulmasının aslı nedir?
Sadrazam şu karşılığı verdi:
– Siz yeryüzünün halifesi ve Allah’ın gölgesisiniz. Kalbinize doğan her şey Tanrı ilhamıdır. Sizde hata olmaz ki itiraz edeyim!…
Bu cevap değme dalkavuğa taş çıkartacak bir dalkavukluk göstergesi değil mi?..
Yukarıdaki değerlendirmeyi yapan Sultan İbrahim, hekimler tarafından deli diye teşhis konulacak bir psikiyatrik maraza sahip midir?!?
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!